sayı : 48
1 || 2 || 3 || 4    

ACCIK DA CACIK... - Faruk Haksal
Faruk Haksal




Bir Meksika halk-deyişi şöyle diyor:

“Felek sana hayat diye ekşi bir limon uzattıysa,

sen üstüne Tekila

 ve tuz iste...."

Ekşi limonlu kekremsi bir akşamüstü sıkıntısını, kadehinize doldurduğunuz Tekila’ya tuz ilave ederek, can sıkıntısına bezenmiş bir gününüzü, tadımlık bir yaşantı parçasına dönüştürme felsefesi...

Uzun mu oldu cümlemiz?..

Evet, biraz öyle… Ama sorun bu değil…

-          Biz, bu felsefenin neresindeyiz?

Önünde mi; ardında mı?. Yoksa, bilincinde mi?

İşte mesele burada!..

Atasözünü yeniden okuyorum…

İlkin, limonun ekşiliği, görece bir kavram... Yani, örneğin ben, çoğu insanın aksine, limonun ekşiliğini çok severim.

Sonra… Limonun ekşiliğinin altını çizmekten kasıt, ekşiliğin dil ya da damak üzerindeki etkisini öne çıkartmak değil... Hayat üzerindeki kekremsi tadına dikkatleri çekmek...

Geldik…  Ekşi bir hayatın faziletine ya da faziletin panzehirlerine…

Ekşi bir hayatı, bütün kekremsiliğine rağmen seven; O’nu tek düze bir şekerli suyun baygınlığına tercih eden bir kişiyi hayal edebiliyor musunuz?..

Sonra… Ne demiş Meksikalı amigos?

“Felek”ten söz etmiş.

Yani, bu ekşi limonu size sunan felekten… Yani, kader,den söz etmiş!..

Görüyorsunuz değil mi?.. İnsanın beynine, örneğin “kader” misali,  irrasyonel olan; yani akla dayanmayan, metafizik kavramları nasıl da, “çaktırmadan” işliyorlar; zerk ediyorlar...

Siz bu cümleyi beğenip de hak verdiğinizde, kendiliğinden sizin bilincinizin altındaki bir küçük kulübeye, “yaşamınızın felek tarafından” nasıl da yönlendirildiğini, ya da yönlendirilebileceğini sokup, istif edebiliyorlar.

Sonra?.. Sonra, felekten [yani kaderden] yönetimi siz elinize alıyorsunuz… Ve limonun üzerine Tekila ile tuz koyuyorsunuz... Yani, bir anlamda kaderinize sahip çıkıyorsunuz.

Ve hemen ardından ne yapıyorsunuz?

-          Kafayı çekiyorsunuz!

Burada, kaderin elinden çekip aldığınız yaşamınızı, alkolün aracılığı ile yapay bir mutluluğa dönüştürüyorsunuz…

Üstelik cümlenin gelişine göre, aslında bunu da yapamıyorsunuz... Sadece Tekila ile tuzu istiyorsunuz.

-          İstemek!

Peki, ya vermezlerse?

Durum, karanlık ve vahim!

Ama yine de atasözünün, “deyişi” güzel ve hoş.

Ama irdelediğinizde ortaya çıkan anlam, oldukça na-hoş!..

Zihnimizdeki Tekila izleniminin üzerindeki etki pozitif ve canlı.

Biraz da soğutulmuştur umarım.

Ama bizim bakkalın tezgâhında Tekila yok ki...

Gerçekte bu tür çağrışımlar oldukça uyarıcı ve baştan çıkarıcı oluyor.

Ne yapalım?..

Tekila yoksa, yok!.. Rakı var.

Biraz beyaz peynir ve accık da cacık yapıp önünüze koymuşlarsa eğer…

Yanına da yarım şişe rakı söyleyebilirsiniz, sanırım…

Yani örneğin, mesela, temsil…

Darısı başınıza...

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ:

www.soruyusormak.com

www.dnm-ler.com

www.kitlecizgisi.com

 

     
Ziyaretçi İstatistiği
 
Ağustos 2010: 91.894
Temmuz 2010: 93.221
Haziran 2010: 88.379
Mayıs 2010: 84.983
Nisan 2010: 84.331
Mart 2010: 79.881
Şubat 2010: 67.387
Ocak 2010: 59.776
Aralık 2009: 48.812
Kasım 2009: 41.731
Ekim 2009: 37.762
Eylül 2009: 27.542
Ağustos 2009: 23.274
Temmuz 2009: 37.283
Haziran 2009: 31.234
Mayıs 2009: 36.403
Nisan 2009: 71.432
Şubat 2009: 72.217
Ocak 2009: 89.205
Aralık 2008: 98.482
Kasım 2008: 85.907
Ekim 2008: 99.655
Eylül 2008: 108.327
Ağustos 2008: 93.256
Temmuz 2008: 140.464
Haziran 2008: 84.770
Mayıs 2008: 88.155
Nisan 2008: 62.946
Mart 2008: 67.287
Şubat 2008: 47.535
Ocak 2008: 34.672
Aralık 2007: 26.450
Kasım 2007: 22.843
Ekim 2007: 20.779
TOPLAM:  2.248.275
GEÇTİĞİMİZ AY:  91.894


 

DNM-LER
Didim Akbük  1. Kordon  No:26  Aydın
Tel: 0256 8564012  Faks:0256 8565303
info@dnm-ler.com