
Türkiye’de yaşanmakta olan karmaşanın sersemletici etkileri arasında “Türkiye’nin müttefiki ve dostu” olduklarını iddia eden Batılıların her zamanki çirkin perde arkası oyunları boy gösteriverdi.
Avrupa Parlamentosu, Türkiye’yi KKTC’nin bağımsız devlet yapısını ortadan kaldırıp Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarından mahrum etmek üzere dayatmacı bir Türkiye Raporu yayınlarken, ABD de demokratların bastırmalarıyla “Ermeni Soykırımı iddiaları” Temsilciler Meclisi’nin 4 Mart 2010 günü yapılacak toplantısının gündemi olarak belirlendi.
Bilindiği gibi, geçtiğimiz aylarda Ermenistan ile Türkiye arasında bir ön protokol imzalanmış, her ülkenin bu protokolü kendi millet meclislerinden onaylatarak ortaklaşa yürürlüğe sokması bekleniyordu. Aradaki süreçte Ermenistan yönetimi ön protokolü kendi millet meclislerinde onaylatmış ve ardından Türkiye yönetimini protokolü TBMM’de onaylatmakta geciktiği gerekçesiyle uyarmıştı. Türk düşmanlığıyla tanınan Taşnak Sütyun Partisi iki ülke arasında imzalanan ön protokole ilk andan itibaren karşıtlık göstermiş ve mecliste onaylanan protokolü Ermenistan Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştü. Dikkat ettiyseniz, 19 Ocak 2010 günü yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin iki devlet arasında imzalanan ön protokolle ilgili gerekçeli kararı açıklandı.
Ermenistan Anayasa Mahkemesi, ön protokolün yürürlüğe sokulmasını Ermenistan Anayasasının 11. maddesine dayanarak [toprak bütünlüğüne aykırı anlaşma yapılamaz maddesi] iki şarta bağlamış bulunuyor:
1- Türkiye soykırımı tanıyacak
2- Batı Ermenistan toprakları olarak tanımlanan Kars, Ardahan, Muş, Bitlis’in Ermenistan’a ait olduğu tanınacak.
Demek ki, küçücük Ermenistan, sahip olduğu topraklardan çok daha büyük bir toprak parçası olan Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmını kendi toprakları arasında varsaymak gibi bir gaflet uykusuna devam ediyor. Anlaşılan SSCB’nin dağılmasından sonra kurulan bağımsız Ermenistan Devleti’nin kuruluş mukavelesi olan Anayasasında sözü edilen bu bölge Ermenistan’ın toprak bütünlüğü içinde sayılmaktadır…
Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin beklenmeyen bu gerekçeli kararı karşısında AKP Hükümeti sert bir uyarıda bulundu. Bu gerekçelere dayanan bir ön protokolü TBMM’ne götürmeyeceğini açıkça bildirdi. Ancak başta ABD olmak üzere Batılı devletler, protokolün yürürlüğe sokulması için dayatmalara başladılar bile…
Bu ön protokolün imzalandığı günleri şöyle bir hatırlayalım: ABD ve AB adeta barış havarisi kesilmişler, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi adına AKP Hükümeti’ne destek vaatlerinde bulunmuşlar, uzun yıllardan bu yana süren düşmanlığın bitmesinin bölge halkları için sağlayacağı faydaları uzun uzadıya anlatmaya girişmişlerdi.
Türkiye’de ise muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları Hükümet’i uyarmaya çabalamış, Türkiye’nin ön şart ileri sürmeden ön protokolü imzalamasının ağır bir hata olacağını, bu protokolün hayata geçirilmesinin mümkün olamayacağını anlatmaya uğraşmışlardı. AKP Hükümeti ise, bu uyarıları dikkate almamış, iki ülke arasında imzalanan ön protokolde taraflardan hiç birisinin ön şart ileri sürmeyeceği kayıt altına alınmıştı. Oysa Türkiye şu ön şartları mutlaka ileri sürmek zorundaydı:
1- Ermenistan “Ermeni soykırımı yalanından” vazgeçmeli ve bunu uluslar arası arenada yazılı olarak ilan etmeliydi.
2- Ermenistan onlarca yıldır Batılıların desteğiyle sürdürdüğü toprak taleplerinden sonsuza kadar vazgeçtiğini yazılı olarak uluslar arası arenada ilan etmeliydi.
3- Yine Ermenistan 1992 Şubat ayında nüfus çoğunluğunun Ermeni olması gerekçesiyle işgal ettiği Azerbaycan’a ait Laçin koridorunu ve Dağlık Karabağ bölgesindeki işgalini kaldırmalı ve bunu da uluslar arası arenada yazılı olarak ilan etmeliydi. Özellikle Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladığı ambargonun sebebi bu işgaldi. Sebep-netice ilişkileri açısından ele alınırsa işgal kalkmadan ambargonun kalkması düşünülebilir miydi?
Bu ön şartları protokole koymayan Türkiye karşısında küçücük Ermenistan Batılı ağabeylerine yaslanarak ayak oyunlarına başladı. Düşünebiliyor musunuz?.. İşgalci bir devlet olma niteliğini taşıyan Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı boşaltması gerekirken, Türkiye’den toprak istemeye çabalıyor. Bu ahmakça talebin kaynağında doğal olarak Ermenistan’ın kendi gücü değil, bir avuç Ermeni’yi öne sürerek onlarca yıldan sonra SEVR’i tekrar dayatmaya çalışan Batılıların perde arkasında sürdürdükleri oyunlar yatmaktadır… Özellikle Rusya’yı güneyinden kuşatmaya çabalayan ABD bu konuda büyük bir iştahla çalışıyor. Hemen her gün ABD’nin bilmem hangi şehrinde kıvır zıvır bir siyaset enstitüsünde ya da üniversitesindeki bir seminerde, Türkiye’nin Doğu Anadolu şehirlerini “Batı Ermenistan” olarak gösteren bir Ermenistan haritası gazetelerde boy gösteriyor. Her fırsatta Türkiye’nin sıkı müttefiki olduğunu iddia eden ABD’nin savaşın tarafı olmadığı gerekçesine sığınarak LOZAN ANLAŞMASI’na imza koymadığını artık herkes biliyor olmalı… ABD’liler hâlâ büyük bir iştah ile SEVR’de kalmışlardır… Belki de bu çok akıllı ABD’liler o yıllarda uygulamaya koyamadıkları SEVR’i 86 yıl sonra BOP (Büyük Orta Doğu Projesi) olarak tezgâhlamaya çabalıyorlar. Kim bilir?
Belki de Türk Hükümeti’ni razı ederek ön şartsız ön protokol imzalattıktan sonra Ermeni Anayasası masalını ortaya çıkarmayı da Ermenilere ABD’li dostları öğretmiş olabilir. Şimdi ABD yönetimi galiba bu masalın peşinden 4 Mart 2010 günü Temsilciler Meclisi’nde oylama yaparak “ermeni soykırımını kabul ederim ha!..” öcüsüyle AKP Hükümeti’ni sıkıştırmaya çalışıyor. O’nlar böyle masallar uydururken Türkiye yönetiminin de ABD’ne şöyle bir dayatmada bulunması gerekmez mi?
- Ey ABD, devlet olarak Lozan’a imza koymamış, Türkiye Cumhuriyeti’ni sadece De Facto (fiilen) olarak tanımış, De Jeur (hukuken) olarak tanımamıştır. Her oturup kalktığında dünyaya hukuk ve demokrasi masalları anlatıyorsan, önce müttefik olmanın icaplarını yerine getir… LOZAN’ı imzalayarak Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygı göster..Aksi takdirde Türkiye ile olan ittifak ilişkilerini bizim de masaya yatırarak inceleme hakkımız doğacaktır.
AKP Hükümeti, ABD’ne böyle bir çağrıda bulunacak gibi görünmüyor. Ermenistan ise, ABD Temsilciler Meclisi’nin 4 Mart 2010 günkü oturumunda “Ermeni Soykırımını” oylayarak tanıyabileceği şantajı ile ön protokolün iptal edilebileceği uyarısında bulunuyor. Biri Ermeni soykırımını tanısın, diğeri ön protokolü iptal etsin… Ne olur?.. Rusya’nın askeri üssü ve silah deposu olarak kullanılan Ermenistan, Türkiye ile uzlaşmadığı takdirde ABD’nin ne işine yarayabilir ki?.. Bütün bunlar birer kuru gürültüdür... Hem de güçlü oldukları zannedilen güçsüzlerin kuru gürültüsü… Haydi bakalım istediklerinizi yapın... Kimin zararlı çıkacağı kısa zamanda görülecektir. Güney Kafkasya’yı etki alanı haline getirmek uğruna Gürcistan’ı Rusya’nın önüne atan ABD, parçalanmış Gürcistan’dan sonra Ermenistan için de aynı riski göze alabilecek midir?..