sayı : 48
1 || 2 || 3 || 4    

EVVEL ZAMAN İÇİNDE…Songül Dikbilek
Songül Dikbilek




Batı kapitalizminin sınırlarımızdan içeriye ilk sızışı değildir bu...

Taa 1838 yılında akdedilen Balta Limanı Ticaret Anlaşması ile başlayan sürecin ardından 1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı, Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki iktisadi – siyasi – kültürel ve askeri etki ve denetimini bütün hatları ile tesis etmiş; iyiden iyiye yerleştirip, pekiştirmişti…

Ardından Osmanlı topraklarının paylaşılması “operasyonları” gündeme geldi.

1857 yılında Osmanlı Devleti sınırları içinde 2000’in üzerinde misyoner okulu faaliyetlerini sürdürüyordu.

Bütün bu gelişmelerin içinde Mustafa Kemal Atatürk, tam bağımsızlığı savunuyordu.

Ülkenin [ancak] kendi tam bağımsız Milli Devleti’ni kurarak bu badirelerin içinden geçebileceğini ve aydınlığa, bir tek bu yolu takip ederek ulaşabileceğini düşünüyordu…

Emperyalizme karşı verilen kurtuluş mücadelesinin adı, bu nedenle Bağımsızlık [= istiklal] Savaşı’dır.

Atatürk bütün misyoner okullarını kapattı.

Avrupa devletleri ile olan ilişkiler, karşılıklı çıkarların korunması ilkesine dayalı olan bir “denge” politikasına doğru yönlendirildi.

Dolayısıyla, Avrupa’nın, Cumhuriyet Türkiye’sinden talep edeceği “tek yanlı” bir çıkar söz konusu olamazdı...

Derken 1938 yılı geldi...

10 Kasım!..

Türkiye’nin yavaş yavaş sallanmaya başlayan bağımsızlık ilkesi... Batı’ya doğru usul usul dümen kıran bir yönetici kadro ve bürokrasi ağını yarattı...

Yıl 1963…

Ülkenin başına hangi melanet geldiyse… Nedense hep bu Eylül ayını… Ve bu uğursuz ayın 12’sini kollamış...

Tarih 12 Eylül 1963… Türkiye, Ankara Anlaşması’na imza koyarak Avrupa Birliği’nin o günlerdeki ismi olan AET’ye ilk adımını atıyor.

Ancak, imza tarihinde Batılı devletler bugünkü durumlarında değiller.

2. Dünya savaşından sonra kendisini tam olarak toparlayamamış, ABD’nin iktisadi ve siyasi güdümü altında ve Sovyetler Birliği’ne karşı, ABD himayesindeki NATO şemsiyesinin altına saklanan ülkeler topluluğu olan bir Batı...

Ve bunun karşısında, Sovyetler Birliği’ne karşı bir tampon olarak kullanılmak istenen ve “Batı Kampı” içinde tutulmasında birden çok yarar umulan bir Türkiye...

İşte bu Türkiye’nin AET’ye girebilmesi için öngörülen “Geçiş Dönemi”nin koşulları, adına Katma Protokol denen, ayrı bir belge ile belirleniyor.

Tarih 23 Kasım 1973’tür...

Katma Protokol, AET’ye üye ülkelerde ve bu arada da Türkiye’de de malların, hizmetlerin, İŞGÜCÜNÜN ve sermayenin, kademe kademe SERBEST DOLAŞIMINI öngörüyor ve belirli bir plana bağlıyordu.

Ve bu dönemin ucu açık değildi…

Geçiş Dönemi adı verilen bu süreç, sadece 22 yıl sürecekti.

İlk 12 yılda, sanayi ürünlerinin gümrükleri kademe kademe kaldırılacaktı. Ancak, korunması gereken hassas sanayi ürünleri için bu süre 22 yıl olarak uzatılıyordu.

Topluluk, Türk sanayi ürünlerinde (pamuk ipliği, pamuklu dokuma ve rafine petrol ürünleri hariç) gümrük veArgilerini ve kısıtlamalarını derhal kaldırmıştı.

Diğer tarım ürünlerimize ithal kolaylıkları sağlanmıştı.

Protokol’e göre ise, işgücünün üye ülkelerdeki serbest dolaşım hakkı, 1976-1986 tamamen gerçekleştirilmiş olacaktı...

Ancak, sonra...

Sonra, bütün bunların üzerine sıkı bir yağmur yağdı.

İnsanlar çamurlaştı, yabancılaştı; ülke ekonomisini korumak, milli çıkarları savunmak adeta birer suç haline getirildi… Kendi tam bağımsız Milli Devleti’ni savunmak, “dinozorluk” olarak damgalandı… Ülke insanının bilincini hedef alan yoğun bir psikolojik savaş başlatıldı…

Serbest rekabet sloganının ardında yabancı ekonomik çıkarlarının korunarak, garanti altına alınması… Ve “Yeni Dünya Düzeni” söyleminin gerisinde ise, yerli sanayiin, yerli tarım ürünlerinin savunulması yasak haline getirildi ve özelleştirme soygunu ile de, ülkenin tüm milli serveti pazara çıkartıldı…

Ve bugün her şeyi ile ve her yönü ile yabancı çıkar odaklarına teslim olan...

Üstelik [karşılığında], serbest dolaşım hakkını ağzına dahi alamadan…

Milli sanayi ürünlerimizin korunmasının esamisi bile okunmadan...

Ve bir de ucu açık ve çok açık olarak...  Avrupa Birliği’ne girmek değil… Adeta, sürtünmek… Politikacıların büyük bir çoğunluğu için, üstün bir başarı!..

Övünülecek bir “şey”.

Savunulacak bir “şey”...

Yaltaklanacak bir “yer”...  Oldu; oluyor ve olmakta devam ediyor!..

Ve bağımsızlık ülküsü bu ülkede, zaman zaman dile getirilen düzmece “van münit” kabadayılıkları ile özgün senaryolar halinde sahneleniyor…

Ve işin en hazin tarafı ise… Bu oyun içindeki oyun, hala ve ısrarla, alkışlanmaya devam ediliyor…

 

www.soruyusormak.com

 

     
Ziyaretçi İstatistiği
 
Ağustos 2010: 91.894
Temmuz 2010: 93.221
Haziran 2010: 88.379
Mayıs 2010: 84.983
Nisan 2010: 84.331
Mart 2010: 79.881
Şubat 2010: 67.387
Ocak 2010: 59.776
Aralık 2009: 48.812
Kasım 2009: 41.731
Ekim 2009: 37.762
Eylül 2009: 27.542
Ağustos 2009: 23.274
Temmuz 2009: 37.283
Haziran 2009: 31.234
Mayıs 2009: 36.403
Nisan 2009: 71.432
Şubat 2009: 72.217
Ocak 2009: 89.205
Aralık 2008: 98.482
Kasım 2008: 85.907
Ekim 2008: 99.655
Eylül 2008: 108.327
Ağustos 2008: 93.256
Temmuz 2008: 140.464
Haziran 2008: 84.770
Mayıs 2008: 88.155
Nisan 2008: 62.946
Mart 2008: 67.287
Şubat 2008: 47.535
Ocak 2008: 34.672
Aralık 2007: 26.450
Kasım 2007: 22.843
Ekim 2007: 20.779
TOPLAM:  2.248.275
GEÇTİĞİMİZ AY:  91.894


 

DNM-LER
Didim Akbük  1. Kordon  No:26  Aydın
Tel: 0256 8564012  Faks:0256 8565303
info@dnm-ler.com