sayı : 48
1 || 2 || 3 || 4    

TEKEL EMEKÇİLERİNİN İŞ TALEPLERİ, HAZİNENİN ÇARÇUR EDİLMESİ İSTEĞİ MİDİR?..
Selma Soyak




Tekel işçilerinin eylemi, Ankara’nın insanın içine işleyen soğuğunda, karlar arasında devam ediyor. Sıcak evlerimizde televizyonlardan izlerken vicdanlarımızı ezen görüntüler, Avrupalı sendikalar tarafından da izleniyor.

Onlar da bu eyleme destek başlattılar. Türkiye’nin karlar altındaki görüntüsüne işçi eylemlerine karşı Hükümet’in sert tepkisi damgasını vuruyor artık.

Hükümet, önceki günlerde Tekel işçilerinin haklı demokratik eylemleriyle pek de fazla ilgilenmez görünüyordu. Herkeste Hükümet ile Tekel işçileri arasında uzlaşma sağlanabileceği umudu vardı. Ancak günler geçtikçe umutlar tükenmeye başladı.

Hele Avrupa’nın dev işçi sendikaları Tekel işçilerine desteklerini açıklamaya başladıklarından bu yana Hükümetin sert açıklamaları da gündeme oturdu. Eylemin 41. günü dolarken galiba tüm uzlaşma ve diyalog olasılıkları da kayboldu. Sayın Başbakan uzlaşmaz tavrını sürdürürken, Sayın Maliye Bakanı Şimşek de hazine varlıklarının Tekel işçilerine ÇARÇUR ETTİRİLMEYECEĞİNİ söyledi. Bu noktada hemen Hükümet’in ve yerel yönetimlerin diğer uygulamalarına bakarak, hazinenin nerelere nasıl çarçur edildiğini rastgele birkaç örnekle gösterebiliriz. Çarçur etme örneklerinin yıllardır tam gaz yaşandığı ülkemizde sözü fazla uzatıp konuyu dağıtmadan birkaç örnek vermekle yetinebiliriz.

Geçtiğimiz aylarda lüks yat ve gezinti gemilerinden alınan KDV (Katma Değer vergisi) ve ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) sıfıra indirilmişti. Bu vergi sıfırlamaları, üretim ve yani işçi istihdamını açıcı ve arttırıcı önlemler değildir. Sadece devlet gelirlerini azaltır. Ve “çarçur” fiiline girmez mi?

Daha önceki yıllarda altın ve mücevher sektöründe alınan KDV ve ÖTV’ler sıfırlanmıştı. Bu sektörler de üretimi ve işçi istihdamını hiç etkilemez. Sadece devlet gelirlerini azaltır. “Çarçurla” ilgisi görünmüyor mu?

     3-  “Türkiye, Avrupa’nın otomotiv üretim üssü haline geldi,” diye sevinç çığlıkları atılırken metro hatlarında kullanılan vagonlar Türkiye’de üretilmek yerine İsveç’ten ithal edildi. Dövizler çarçur olmadı mı?     

      4- İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Metrobüs hattı açtı. Yine metrobüs araçları İsveç’ten alındı. Bu araçlardan bir kısmı düz yollarda çalışabilen araçlar olduğu halde yedi tepeli İstanbul’a nasıl uyum sağlayacağı düşünülmeden satın alınmıştı. Basında yer alan haberlere göre tanesi 1,2 milyon Euro imiş. Bunlar her defasında arıza yaptı, yollarda kaldı ve depolara kaldırıldı. Halk da bunları unuttu gitti. Bu metrobüslere ödenen paraları çarçur edilmiş saymayacak mıyız?

 

      5- Yine İstanbul Belediyesi geçtiğimiz yıl itfaiye teşkilâtını bir taşeron firmaya devretti. İtfaiyeciler demokratik haklarını kullanarak tazminatlarının yok edilmesine karşı eylem yapıyorlar. Belediye konu ile hiç ilgilenmiyor. Gazeteler ise, bu konudaki özelleştirme dolayısıyla Belediye’nin 18 milyon lirasının kaybolduğunu yazıyor. Bunu da çarçur hanesine yazalım mı?

      6- Tekel işletmeleri, özelleştirme idaresinin açtığı ihalede 286 milyon dolara satılmıştı. İhaleyi kazanan firma ise, birkaç ay sonra aynı işletmeleri tam 968 milyon dolara bir başka firmaya satmıştı. Aradaki bu korkunç fark apaçık bir çarçur değil mi?..

Bu çarçur örnekleri öylesine uzatılabilir ki, saymakla bitmez. Ama işin özetini söylemek belki de daha anlaşılabilir olacaktır. Yapılan her özelleştirme, aslında çarçur etme faaliyeti sayılsa yeridir. Çünkü her özelleştirmede devlete gelir sağlayan bir kamu işletmesi satılmakta, bu işletme dolayısıyla kazanılmakta olan sürekli gelir yok edilmekte, ucuz ya da pahalı olmasına pek aldırılmadan bir kerelik ana/para elde edilmekte ve bu para da muhtemelen borç kapatmakta kullanılmaktadır…

Özelleştirmeler çoğaldıkça devletin gelirleri azalmakta, bütçe açıkları artarken, halkın sosyal güvenliğinde kısıntılar yapma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Belki de şöyle diyebilir miyiz:

Aslında her özelleştirme, kamu işletmelerinin elden çıkarılması demektir. Kamu işletmelerinin, halkın emek birikimi ile oluştuğunu ve işletildiği düşünüldüğünde özelleştirmenin esasının, halkın çarçur edilmesi olduğu açıklıkla ifade edilebilir…

 

 

 

 

     
Ziyaretçi İstatistiği
 
Ağustos 2010: 91.894
Temmuz 2010: 93.221
Haziran 2010: 88.379
Mayıs 2010: 84.983
Nisan 2010: 84.331
Mart 2010: 79.881
Şubat 2010: 67.387
Ocak 2010: 59.776
Aralık 2009: 48.812
Kasım 2009: 41.731
Ekim 2009: 37.762
Eylül 2009: 27.542
Ağustos 2009: 23.274
Temmuz 2009: 37.283
Haziran 2009: 31.234
Mayıs 2009: 36.403
Nisan 2009: 71.432
Şubat 2009: 72.217
Ocak 2009: 89.205
Aralık 2008: 98.482
Kasım 2008: 85.907
Ekim 2008: 99.655
Eylül 2008: 108.327
Ağustos 2008: 93.256
Temmuz 2008: 140.464
Haziran 2008: 84.770
Mayıs 2008: 88.155
Nisan 2008: 62.946
Mart 2008: 67.287
Şubat 2008: 47.535
Ocak 2008: 34.672
Aralık 2007: 26.450
Kasım 2007: 22.843
Ekim 2007: 20.779
TOPLAM:  2.248.275
GEÇTİĞİMİZ AY:  91.894


 

DNM-LER
Didim Akbük  1. Kordon  No:26  Aydın
Tel: 0256 8564012  Faks:0256 8565303
info@dnm-ler.com