Bizlere yapılan olumlu ya da olumsuz tüm eleştirileri toplayıp, soğukkanlılıkla süzdüğümüzde, üzerinde anlaşılan genel kanının, site içeriğinin biraz fazla siyasete bulandığı yönünde oluştuğunu tespit etmekteyiz…
Evet, doğru…
Giderek, edebiyat alanından, felsefi konulardan, dil üzerine düşüncelerden [göreceli de olsa] biraz uzaklaşıldığı ve yazı içeriklerinde siyasi konulara, giderek daha fazla yer verildiği doğru…
Tespit doğru… Ama, bu yöndeki eleştiriler [yeterince] haklı mı?..
Bu konuda, inanın, bizler dahi belirli bir mutabakat içinde değiliz…
Bu konudaki birinci tez şu:
- Türkiye, hiç olmadığı kadar karanlık günlerin içine doğru sürüklenip giderken ve daha da açıkçası, ülke elden gitti/gidiyor durumundayken… gül/bülbül edebiyatı ile uğraşmak ne ölçüde doğrudur?.. Soyut nitelikli felsefi konulara daha fazla yer vermek ne ölçüde sorumlu bir davranıştır?..
İkinci sav ise şöyle:
- Edebiyat, her zaman gül/bülbül edebiyatından ibaret değildir… Felsefe ise, insanlığa çağ atlatan aydınlık düşüncenin mutfağını oluşturmuştur… Edebiyatsız, felsefesiz ve sanatsız bir toplum, kültürel ortak paydasını nasıl oluşturabilir?.. Önünü nasıl görebilir?.. Yarınlarını nasıl aydınlatabilir?..
Evet… Sorularımızı sorduk… Yanıtları üzerine düşünüp/duruyoruz…
Ama bir diğer tez ise şöyle:
- Düşünüp, “durmamak” gerekmektedir… Çünkü düşünce, eylemin hem rehberi, hem motoru ve hem de pusulası yapılmalıdır…
Yanıtlarımızı hep birlikte verecek, ortaya çıkan sonuçları hep beraber sorgulayacağız…
Çünkü bu sitenin varlık nedeni, bu soruları sormak ve yanıtlarını aramak…