EDİTÖRDEN / "Şeref"e İlhan ağabey... Şerefine!..
Dergimizin bu sayısında yer alan yazılardan “acık da cacık” isimli olanı bir Meksika halk/ deyişi ile başlıyor:
“Felek sana hayat diye ekşi bir limon uzattıysa, sen üstüne Tekila ve tuz iste...."
Evet geçtiğimiz 15 günün Türkiye gündemine baktığımızda her nedense aklımızın bir köşesinde sürekli olarak bu deyiş çağrışıyor…
Evet… “Felek” bizlere şu geçen 15 gün içinde hangi “ekşi loman”ları uzattı?..
Ekşi limonların en anlamlısı sanıyoruz İlhan Selçuk ağabeyimizi kaybetmemiz oldu…
O aydınlanmamızın mütevazı emekçilerinden biriydi.
Her birimizin kişisel aydınlanmasında, küçük veya büyük, ama mutlaka bir payı vardı…
Toplumsal uyanışımızın kitlesel atılımlarındaki payını ise, ileride tarih kitapları irdeleyecektir.
O, balçık çamurun içinde bulanmadan akmasını becerebilen bir namus abidesiydi…
Türk aydınlanmasının İlhan ağabeyini bir kez daha saygı ve sevgi anıyor, Tekila yerine, henüz yabancılara satılmamış rakı markalarımızdan birisinin şişesinden kadehimizi dolduruyoruz… Ve yanına tuz yerine, bir dilim beyaz peynir koyuyoruz.
Meksika’yı Türkiye’ye getirerek, bu kere de şöyle sesleniyoruz bizimle aynı duyguları paylaşan aydınlık insanlara:
“Rakı sana hayat diye ekşi bir limon uzattıysa,
sen üstüne bir kadeh rakı
Ve beyaz peynir iste…”
- Şerefe İlhan Ağabey…
- Şerefine!..